Annem ve arkadaşı birlikte yöresel giysili taş bebekler yapıyorlar. Ben de takımın bir parçası olarak konu ile ilgili blog yaptım:
http://yoreseltasbebekler.blogspot.com
Ayrıca, yöresel giysili taş bebeklerimiz için http://dukkanlar.gittigidiyor.com/Yoresel_Tas_Bebekler_Dukkani/
sanal dukkan da açtım. İsterseniz, Yeni Yıl hediyelerinizi bizden alabilirsiniz.
Her taş bebeğin kendine özgü hikayesi ve taşları var. Almayı düşündüğünüz herbir taş bebek size özeldir. Doğadan topladığımız taşlar, birbirinden farklıdır ve yapılan her taş bebek kendine özgü yapısı ve boyu vardır.
Umarım hoşunuza gider:)
Notes of books read, exhibitions, forums, congress, films, concerts seen, music heard – anything that inspires. "Words fly away; written letters remain."
Sunday, November 1, 2009
Saturday, October 17, 2009
17.10.2009
Bugun itibariyle çok uzaklara giden kişi için...
17.10.2009 tarihinde Bilkent Kütüphanesi Sanat Galerisi'nde Zafer Gençaydın'ın ve Cezmi Orhan'in resim sergisini gezdim. Hareket noktası insan-doğa-yaşam olan Gençaydın'ın ve Orhan'ın resimlerini mutlaka görmenizi isterim.
Sanatçılar hakkında detaylı bilgi için:
http://www.cezmiorhan.com/
http://www.sanatmuzesi.hacettepe.edu.tr/40gencaydin-oz.htm
17.10.2009 tarihinde Bilkent Kütüphanesi Sanat Galerisi'nde Zafer Gençaydın'ın ve Cezmi Orhan'in resim sergisini gezdim. Hareket noktası insan-doğa-yaşam olan Gençaydın'ın ve Orhan'ın resimlerini mutlaka görmenizi isterim.
Sanatçılar hakkında detaylı bilgi için:
http://www.cezmiorhan.com/
http://www.sanatmuzesi.hacettepe.edu.tr/40gencaydin-oz.htm
Saturday, October 3, 2009
Hayallerinizin Pesinden Gidin !
Hayallerinizin Pesinden Gidin !
Shared via AddThis
Twitter sayesinde http://www.neisyapsak.com sitesini keşfetme şansım oldu ve bu
sitede okuduğum "Hayallerinizin Peşinden Gidin" başlıklı yazıyı blogumda yayınlamaya karar verdim. Umarım sizlerin de ilgisini çeker...
Shared via AddThis
Twitter sayesinde http://www.neisyapsak.com sitesini keşfetme şansım oldu ve bu
sitede okuduğum "Hayallerinizin Peşinden Gidin" başlıklı yazıyı blogumda yayınlamaya karar verdim. Umarım sizlerin de ilgisini çeker...
Saturday, January 17, 2009
"Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak"
Yaşamda ışık hızı yol alırken, üzüntüyü, mutluluğu derinden hissederek yaşıyoruz. Bazen öyle anlar oluyor ki, her iki duyguyu, aynı anda da yaşadığımız zamanlar olabiliyor. Onun için yaşamda, her karşılaşmanın, her hissedişin, bir nedeni ve bir de sonucu var diye düşünüyorum. Yaşama dair mesajları doğru algılayabilirsek, gözlemleyebilirsek, yaşam daha anlamlı olabiliyor. Neden mi böyle söylüyorum çünkü üç sene önce bir arkadaşımın web sayfasında Dale Carnegie'nin Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak, başlıklı kitabının genel özetini okumuştum ve o dönemim içerisinde kitabın kendine ait güçlü mesajları, benim bir çok düşünceyi tekrardan düşünmemi ve analiz etmemi sağlamıştı. Zaman ışık hızı akıp giderken, Aralık 2008'de, arkadaşımla Dale Carnegie'nin kitabının içeriği hakkında sohbet ederken, arkadaşım, usulca ayağa kalkıp, kütüphanesine doğru ilerledi ve alt raflarda duran, 1962 yılında, Ahmet Halit Yaşaroğlu Kitapçılık ve Kağıtçılık Ltd.Şti. tarafından basılmış, Ömer Rıza Doğrul tarafından dilimize çevrilmiş, 7 baskı yapmış, Dale Carnegie'nin Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak başlıklı kitabını bana gösterdi. İkimiz için de bu kitap çok değerliydi. Yaşamlarımızın çeşitli dönemlerinde, bize güçlü mesajlar veren başucu kitabı olmuştu, olmaya da devam ediyor...
Okuduğumuz kitaplar, bizim kimliğimizi ve yaşama bakış akışımızı yansıtır; Bu düşünceden yola çıkarak, okumak için seçtiğimiz kitapları her yönüyle ele almalı ve paylaşmayı ve analiz etmeyi bilmeliyiz.
Sizlerle bu kitabı paylaşmak istedim çünkü bu kitap, "üzüntü" konusuna yaklaşımımı bir çok açıdan tekrardan ele almamı sağladı. Üzüntü bizleri hem ruhsal hem de fiziksel anlamda derinlemesine etkileme gücüne sahip. Onun için yaşamın anlamını keyifle sürebilmemiz için sahip olduğumuz duygularla nasıl yaşayabileceğimizi öğrenmemiz gerekiyor.
İşte yaşamsal akışı farklı boyutlarla inceleyen, 288 sayfadan oluşan, Dale Carnegie'nin kitabı toplam yedi bölümden oluşuyor. Üzüntü konusunda örneklemelere dayalı anlatımı sayesinde, yaşanan üzüntü dolu anlarla nasıl başa çıkıldığını, hangi yolculuklardan geçildiğini nedenli sonuçlu bizlere sunuyor.
Bununla paralel olarak, bölümlerin sonlarında, bizlere, bölüm özetleri ve konu ile ilgili olarak kendinize uygulayabileceğiniz sorular sunuyor. Anlamlı olan, kitabı okurken, aynı zamanda elinizde kurşun kalem ve minik bir kağıtla uygulamalar yapmak, kitabın bir parçası olmanızı sağlıyor. Hepimizin de bildiği gibi insanın kendi üzerine çalışma yapması aslında hiç kolay olmadığını biliyoruz ancak unutmamamız gereken yaşamsal bir ayrıntı; insanın, kendi çıkmaz sokaklarına dair, kendi kendine sorular sorup, yapıcı çözümler üretebilmesi, geliştirmesi şiirsel bir yolculuktur.
Sonuç olarak, Epsilon Yayıncılık'tan çıkan, çevirisi Meltem Erkmen Kapucuoğlu ustadımız tarafından dilimize çevrilmiş, Dale Carnegie'nin Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Okuduğumuz kitaplar, bizim kimliğimizi ve yaşama bakış akışımızı yansıtır; Bu düşünceden yola çıkarak, okumak için seçtiğimiz kitapları her yönüyle ele almalı ve paylaşmayı ve analiz etmeyi bilmeliyiz.
Sizlerle bu kitabı paylaşmak istedim çünkü bu kitap, "üzüntü" konusuna yaklaşımımı bir çok açıdan tekrardan ele almamı sağladı. Üzüntü bizleri hem ruhsal hem de fiziksel anlamda derinlemesine etkileme gücüne sahip. Onun için yaşamın anlamını keyifle sürebilmemiz için sahip olduğumuz duygularla nasıl yaşayabileceğimizi öğrenmemiz gerekiyor.
İşte yaşamsal akışı farklı boyutlarla inceleyen, 288 sayfadan oluşan, Dale Carnegie'nin kitabı toplam yedi bölümden oluşuyor. Üzüntü konusunda örneklemelere dayalı anlatımı sayesinde, yaşanan üzüntü dolu anlarla nasıl başa çıkıldığını, hangi yolculuklardan geçildiğini nedenli sonuçlu bizlere sunuyor.
Bununla paralel olarak, bölümlerin sonlarında, bizlere, bölüm özetleri ve konu ile ilgili olarak kendinize uygulayabileceğiniz sorular sunuyor. Anlamlı olan, kitabı okurken, aynı zamanda elinizde kurşun kalem ve minik bir kağıtla uygulamalar yapmak, kitabın bir parçası olmanızı sağlıyor. Hepimizin de bildiği gibi insanın kendi üzerine çalışma yapması aslında hiç kolay olmadığını biliyoruz ancak unutmamamız gereken yaşamsal bir ayrıntı; insanın, kendi çıkmaz sokaklarına dair, kendi kendine sorular sorup, yapıcı çözümler üretebilmesi, geliştirmesi şiirsel bir yolculuktur.
Sonuç olarak, Epsilon Yayıncılık'tan çıkan, çevirisi Meltem Erkmen Kapucuoğlu ustadımız tarafından dilimize çevrilmiş, Dale Carnegie'nin Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak isimli kitabını okumanızı tavsiye ederim.
Wednesday, December 31, 2008
Mavilla'nın Dengesizlik Alanları
21 Kasım-17 Aralık 2008 tarihleri arasında Marco Mavilla'nın Dengesizlik Alanları başlıklı resim sergisinin organizasyonunu Bilkent Üniversitesi Kütüphane Sanat Galerisi'nde gerçekleştirdik.
Marco Mavilla'nın özyaşam öyküsüne baktığımız zaman;
"1941 de Floransa’da doğdu. Ressam heykeltıraş ve yazar. Eserleri Italya Avrupa ve A.B.D’de önemli kamu ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Kitaplarından bazıları Floransa Merkez Milli Kütüphanesi, Luxemburg Milli Kütüphanesi, Yeni İskenderiye Kütüphanesi nde ve İsviçre Castagnola Schlesinger’inde bulunmaktadır"
Kısa özgeçmiş bilgisinden sonra, Mavilla'nın resimleri hakkında gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;
Bach’ın Brandenburg Concerto No.1 F Major BWW 1046 eşliğinde, Mavilla'nın gerçeküstü yaklaşımlarıyla; mekanlara, insan ruhuna ve bedenine farklı anlamlar yüklediğini hissettim. Sonra sahip olduğumuz yeteneklerimizi ve kabiliyetlerimizi tek bir çatı altında toplayıp, sentezler sunabilmek, bizlere farklı derinlikler kazandırabileceğini derinden algıladım. Gözlemlediğim kadarıyla, Mavilla da hem yazarlık hem de heykeltraşlık yönünü sentezleyerek, bizleri resimlerinde şiirsel bir yolculuğa çıkarmıştır.
Kolaj tekniği ile yakından ilgilendiğim için Mavilla'nın resimlerini teknik açıdan da inceledim; Genelde kullandığı malzemeler; Kireç üzerine akrilik, tuval üzerine bakır ve altın varak, tuval üzerine yağlıboya, mermer tozu, kireç üzerine yağlıboya, tuval üzerine altın varak, kireç üzerine akrilik ve balya tuval üzerine bakır kullanıyor.
Sonuç olarak, sergi organizasyonunun bir parçası olmak, sergi akış planını adım adım yaşamak, eleştirsel boyutu hissetmek, yorumlamak ve anlamlı sohbetler içerisinde varolmak beni huzurlu kıldı.
Marco Mavilla'nın özyaşam öyküsüne baktığımız zaman;
"1941 de Floransa’da doğdu. Ressam heykeltıraş ve yazar. Eserleri Italya Avrupa ve A.B.D’de önemli kamu ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Kitaplarından bazıları Floransa Merkez Milli Kütüphanesi, Luxemburg Milli Kütüphanesi, Yeni İskenderiye Kütüphanesi nde ve İsviçre Castagnola Schlesinger’inde bulunmaktadır"
Kısa özgeçmiş bilgisinden sonra, Mavilla'nın resimleri hakkında gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;
Bach’ın Brandenburg Concerto No.1 F Major BWW 1046 eşliğinde, Mavilla'nın gerçeküstü yaklaşımlarıyla; mekanlara, insan ruhuna ve bedenine farklı anlamlar yüklediğini hissettim. Sonra sahip olduğumuz yeteneklerimizi ve kabiliyetlerimizi tek bir çatı altında toplayıp, sentezler sunabilmek, bizlere farklı derinlikler kazandırabileceğini derinden algıladım. Gözlemlediğim kadarıyla, Mavilla da hem yazarlık hem de heykeltraşlık yönünü sentezleyerek, bizleri resimlerinde şiirsel bir yolculuğa çıkarmıştır.
Kolaj tekniği ile yakından ilgilendiğim için Mavilla'nın resimlerini teknik açıdan da inceledim; Genelde kullandığı malzemeler; Kireç üzerine akrilik, tuval üzerine bakır ve altın varak, tuval üzerine yağlıboya, mermer tozu, kireç üzerine yağlıboya, tuval üzerine altın varak, kireç üzerine akrilik ve balya tuval üzerine bakır kullanıyor.
Sonuç olarak, sergi organizasyonunun bir parçası olmak, sergi akış planını adım adım yaşamak, eleştirsel boyutu hissetmek, yorumlamak ve anlamlı sohbetler içerisinde varolmak beni huzurlu kıldı.
Friday, December 26, 2008
Cihat Aral'dan Yaşamın Yansımaları

22 Aralık 2008-14 Ocak 2009 tarihleri arasında, Bilkent Üniversitesi Kütüphanesi Sanat Galerisi'nde Sayın Cihat Aral'ın resim sergisini ziyaret edebilir, "çöp insanları", "savaşın yıkımlarını","bayraklarını bırakıp gittiler" ve "dayanışma" temalı resimleri keşfe çıkabilirsiniz. Serginin kendine ait, sihirli bir kompozisyon yapısı var; Ahenkli bir denge içerisinde, her bir resim kendine özgü kimliği ile, ışığı ve gölgelendirmeleriyle bizlere farklı bakış açılarını ve ruh hallerini sunuyor.
"1943 doğan Cihat Aral, 1964–1969 yıllarında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim bölümünde eğitim gördü. İlk kişisel sergisini, 1970 yılında Taksim Sanat Galerisi`nde açtı. Sanat alanında ihtisas yapmak üzere devlet burslusu olarak Fransa`ya gönderildi. 1974`te İDGSA Resim bölümüne öğretim görevlisi olarak atandı. 1979`da Görsel Sanatçılar Derneği Başkanlığı`na seçildi. 1999`da profesör oldu. 2003–2004 yıllarında MSÜ İstanbul Resim Heykel Müzesi Müdürlüğü yaptı. İstanbul, Paris, Ankara, İzmir, Kopenhag`ta 21 kişisel sergi gerçekleştiren Aral, birçok karma sergiye katıldı."
Sergi organizasyonumuz sayesinde Sayın Cihat Aral ile tanıştığım için huzurluyum.
Saturday, December 20, 2008
Denizin Üstünde Uçuşan Perilerin Işıltıları Eşliğinde Kaş
Gökyüzü ile denizin birbirini keşfettiği, denizin üstünde uçuşan perilerin ışıltıları eşliğinde, liman kasabası, Likya’nın önemli kentlerinden olan, Kaş'a çocukluğumdan itibaren toplam üç kere gitmişim; Birincisi ailecek gittiğimiz dönem, ikincisi, uzaklarda olan çok sevdiğim bir arkadaşımla ve üçüncüsü de dostlarımla... Her birinin kendine ait sihirli anları ve mesajları var. Özellikle bu şekilde bir giriş yapmak istedim çünkü o şiirsel mekanda birlikte olduğum insanlar benim için çok değerliydi. Umarım ilerde tekrar gitme şansımız olur... Şimdi başlayalım denizin üstünde uçuşan perilerin eşliğinde Kaş'ı anlatmaya...
Antalya’dan Fethiye’ye uzanan sahil şeridinde yer alan Kaş’ın hallerini dile getirirken, yasemin kokan sokaklarını ve acıbadem likörünün sihirli tadı ile söze başlayıp, anları sonsuzlaştırmak istiyorum. Kaş’ı keşfetmek için, mümkün olduğu kadar pansiyondan uzak yaşamalısınız, onun için sadece sabah kahvaltısı sunan bir pansiyonda kaldığınızı; Gece uyurken dalga sesleriyle uyuduğunuzu, sabah uyandığınızda da, yatağınızdan denizi göz ucuyla hissettiğinizi düşünün….
Kaş’ın iki farklı yüzü ile tanışmak için berrak ve turkuaz renginin keşfedilmeyi bekleyen derinliklerinde dalışa gitmeyi, Kekova’nın tarih ve doğa güzellikleriyle süslü eşsiz koylarında deniz kanosunun keyfine varmayı, antik kentler arasında yürüyüşlere katılmayı mutlaka yaşamalısınız.. Ayrıca yamaç paraşütünün keyfine varıp, rüzgarın dansını bütün vücudunuzda, ruhunuzda hissetmelisiniz. Şehir temposundan ışık hızı uzaklaşıp, yer ile gökyüzünün çılgınca birleştiği yerde sonsuza kadar yaşamak umuduyla…
Not: Kaş'ta pizzacıda yediğimiz lazanya'nın tadını hiç unutmak istemem. Biliyorum Kaş'a gitmişken balık, kalamar yerine lazanya mı yenir diyebilirsiniz ama mutlaka o yeri bulup denemelisiniz. O güzel mekanı keşfettiğimiz için mutluyum.
Antalya’dan Fethiye’ye uzanan sahil şeridinde yer alan Kaş’ın hallerini dile getirirken, yasemin kokan sokaklarını ve acıbadem likörünün sihirli tadı ile söze başlayıp, anları sonsuzlaştırmak istiyorum. Kaş’ı keşfetmek için, mümkün olduğu kadar pansiyondan uzak yaşamalısınız, onun için sadece sabah kahvaltısı sunan bir pansiyonda kaldığınızı; Gece uyurken dalga sesleriyle uyuduğunuzu, sabah uyandığınızda da, yatağınızdan denizi göz ucuyla hissettiğinizi düşünün….
Kaş’ın iki farklı yüzü ile tanışmak için berrak ve turkuaz renginin keşfedilmeyi bekleyen derinliklerinde dalışa gitmeyi, Kekova’nın tarih ve doğa güzellikleriyle süslü eşsiz koylarında deniz kanosunun keyfine varmayı, antik kentler arasında yürüyüşlere katılmayı mutlaka yaşamalısınız.. Ayrıca yamaç paraşütünün keyfine varıp, rüzgarın dansını bütün vücudunuzda, ruhunuzda hissetmelisiniz. Şehir temposundan ışık hızı uzaklaşıp, yer ile gökyüzünün çılgınca birleştiği yerde sonsuza kadar yaşamak umuduyla…
Not: Kaş'ta pizzacıda yediğimiz lazanya'nın tadını hiç unutmak istemem. Biliyorum Kaş'a gitmişken balık, kalamar yerine lazanya mı yenir diyebilirsiniz ama mutlaka o yeri bulup denemelisiniz. O güzel mekanı keşfettiğimiz için mutluyum.
Subscribe to:
Posts (Atom)